Tedarik Zinciri Yönetiminde Dağıtım Ağlarının Tasarımı ve Optimizasyonu

Adnan Menderes Üniversitesi
Ekonomi ve Finans Anabilim Dalı
Tolga KOÇ
27.12.2018



GİRİŞ

Tedarik zinciri yöntemi; hammaddelerin mamullere veya hizmetlere dönüştürülerek son kullanıcılara ulaştırıldığı karmaşık lojistik sistemlerine denir.
Firmalar müşterilerini tatmin edebilmek için yer aldıkları değer zinciri içerisindeki bütün üyelere (tedarikçi, üretici, perakendeci vb.) işbirliği yollarını geliştirmeye çalışmaktadırlar.(Özdemir, 2004: 87)
İşletmelerin tüm çalışma süreçlerini yakından ilgilendiren “Tedarik Zinciri”; tüm ürün ve hizmetlerin tedarikçiden başlayıp en son aşamada müşteriye gidene kadarki süreci; bu yolda yer alan tüm faaliyetleri, insan kaynağını, teknolojiyi, firma yapılarını ve kaynaklarını kapsayan kavramın adı olarak ta açıklanabilir.
Tedarik Zinciri Yönetimi (TZY), geleneksel olarak hammaddenin ileri, bilginin de geriye doğru gerçekleşen akışını yönetme sanat ve ilmidir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere “tedarik zinciri yönetimi”, hammaddenin temininden fabrikalara, fabrikalardan tedarikçilere, oradan da satış noktalarına kadar, müşteri için değer üreten her noktayı kapsamaktadır. Verimsizliklerin azaltılması ve hammaddeden son müşteriye tedarik zinciri problemlerinin çözümü olarak tanımlanan Tedarik Zinciri Yönetimi (TZY), otomotiv, yemek hizmetleri, sağlık, giyim endüstrisi ve perakendecilik sektörü gibi birçok alanda uygulanmaktadır. Son yıllarda, TZY’ye olan akademik ve ticari ilgi, dikkat çekici bir şekilde artmıştır. Yapılan çalışmalarda, hammadde tedarikçilerinden son tüketiciye kadar olan süreçte rekabet üstünlüğü elde etmek ve müşteri tatmini sağlayabilmek için tedarik zincirini oluşturan öğeler arasındaki işbirliğinin önemi ve gereği vurgulanmaktadır.(Civaroğlu, 2006: 1)
Tedarik zincirinin iki bakış açısı vardır; işletmecilik ve mühendislik. İşletmecilik açısından bakmaktan kastedilen tedarik zincirinin işletmecilik konularını ilgilendiren taraflarına bakmaktır. Diğer bir deyişle, tedarik zinciri sistem tasarımlarının pazarlama ve finansman fonksiyonlarına etkilerinin incelenmesidir. Tedarik zincirinde işletmecilik bakışının yanısıra mühendislik bakışı vardır. Bu bakışta önemli olan işin fiziksel ve nicel yönleri ile işin yapılabilirliğidir. İşletmecilik bakışı, daha çok müşteri gereksinimlerine önem verirken, mühendislik bakışı sistem tasarımı için optimum çözüm bulmaya çalışır. Her ikisi de tedarik zincirinin eşit derecede önemli ve geçerli bakış açılarıdır (www.igeme.org.tr). Bu çalışmada tedarik zinciri işletmecilik açısından ele alınacaktır.

1. TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİNİN GELİŞİMİ

Tedarik zinciri yönetimi tarihçesine bakıldığında aşağıda özellikleri verilen beş ana aşamadan geçilerek günümüze geldiği görülmektedir:
1900’lü yıllardan 1960’lı yıllara kadar gelen dönemde lojistik, firmalarca rekabet avantajı yaratan bir alan olmak¬tan ziyade sadece operasyonel bir fonksiyon olarak görül-mekteydi. Lojistik faaliyetlerinin çoğunlukla depolama ve ulaştırma gibi fiziksel dağıtım fonksiyonları olarak görüldüğü bu döneme Depolama ve Ulaştırma Aşaması denilmektedir. Bu aşamada lojistiğe üretim, pazar¬lama ve satıştan daha az önem verilmekteydi. Firmalar o dönemde karmaşık problemleri çözebilmek için gerekli olan teknoloji ve yönetim biliminin henüz yeterince ilerlememiş olmasından dolayı lojistik faaliyetleri parçalara bölerek birden çok departmana sorumluluğu dağıtıyordu.
1960’lı yıllarda lojistik faaliyetlerinin farklı depart¬manlara dağıtılmasının, maliyet kayıplarına yol açtığı düşüncesiyle etkin olmadığı anlaşılmaya başlanmıştır. Böy¬lece işletmeler üretim, pazarlama ve finansman ile ilgili dağıtım faaliyetlerini merkezi bir fiziksel dağıtım bölümü oluşturarak bütünleştirmiştir. Her bir faaliyetin maliyetini ayrı ayrı azaltmak yerine bütün sistemin maliyetini bir bütün olarak ele almışlardır. Bu döneme, tedarik zinciri yöneti¬minin ikinci aşaması olarak adlandırılan Toplam Maliyet Yönetimi Aşaması denilmektedir. Toplam maliyet; lojistik misyonu gerçekleştirmek üzere müşteri hizmet se-viyeleri, taşıma maliyetleri, depolama maliyetleri, sipariş işleme ve envanter bulundurma maliyetleri gibi gerekli tüm harcamaların bir ölçüsü olarak ifade edilmiştir. Fiziksel dağıtım aşaması ile ilgili ilk vurgu Bowersox (1969) tarafından yapılmıştır. Bowersox, fiziksel dağıtım düşüncesindeki ilgili akımları gözlemlemesine ek olarak, dağıtım fonksiyonunun firma dışında, kanal içi entegra¬syonla, rekabetçi bir avantaj sağlayacağını öne sürmüştür. Bu yıllarda malzeme yönetimi konusu üzerinde de durulmuştur. Gereksinim duyulan malzeme üreticilerinin ve malzeme niteliğinin belirlenmesi, depoya girişi yapılan ve depodan çıkarılan ürünlerin hareketleri ve envanter takibi gibi konularda büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.
1970’li yıllarda, Malzeme İhtiyaç Planlaması (MRP) sisteminin tanıtılmasından sonra firmalar; süreç içi çalışmalarının, üretim maliyeti ve kalite, yeni ürün geliştirme ve teslimde tedarik süreleri üzerine öneminin büyük olduğunu anlamışlardır. Dünya çapında satın alma faaliyetleri 1970’li yıllardan itibaren ağırlık kazanmıştır. 1980’li yıllarda, rekabet baskısının hız kazanmasıyla düşük maliyet ile yüksek kalitede ürün üretmek zorunluluğu ortaya çıkmıştır. İşletmeler bu dönemde Tam Zamanında Üretim (JIT) ve Toplam Kalite Yönetimi (TQM) olmak üzere iki önemli yönetim felsefesini benimsemişlerdir. Te¬darik zinciri yönetiminin üçüncü aşaması olan bu döneme, Bütünleşik Lojistik Yönetimi Aşaması denilmiştir. 1985’li yıllarda, tedarik zincirinin ilk öncüsü kabul edilen, Hızlı Yanıt (QR) sistemi geliştirilmiş ve ilk defa tekstil endüstrisinde kullanılmıştır. Bu sistem, firmanın, müşterinin taleplerini belirtilen zaman içinde teslim ederek müşteriyi tatmin etmeyi amaçlamaktadır. 1990’lı yıllarda ise müşteri gereksinimlerinin en düşük maliyetle karşılanabilmesi için tedarikçiler, perakendeciler ve dağıtıcıların ortak çalışması ile uygulanan Etkin Tüketici Yanıtı (ECR) programları geliştirilmiştir.
Dördüncü aşamada firmalar, lojistik faaliyetlerinin bile artık rekabet için yeterli olmadığını görmüşlerdir. Hizmet kalitesinin yükseltilmesi talepleri, organizasyonların yeniden yapılandırılması, küreselleşmenin artması ve bilgi teknolojilerindeki yaşanan gelişmeler firmaları yeni strate¬jiler aramaya sevk etmiştir. Bu arayışlar sonucunda yeni strateji Tedarik Zinciri Yönetimi olmuştur. Bu döneme Bütünleştirilmiş Tedarik Zinciri Yönetim Aşaması da de¬nilmektedir.
1990’lı yılların ortasında, tedarik zinciri verimliliğinin artırabilmesi için tedarik zinciri takımları oluşturulmuş ve tedarik zinciri yönetiminde işbirliği ve iletişimin önemi hissedilmiştir. Bu dönemde bilgi sistemlerinin tedarik zinci¬ri yönetimi üzerindeki önemi arttığından, Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) bilgi paylaşım sistemi geliştirilmiştir. Tam Zamanında Üretim (JIT) ve Toplam Kalite Yönetimi (TQM) gibi yaklaşımların önem kazanması ile bu yaklaşımların tedarik zinciri ile bütünleşmesi konusu gündeme gelmiştir. Kapalı döngü tedarik zinciri ve tersine lojistik gibi yeni ka¬vramlar ortaya çıkmıştır. Daha sonra da atıkların kontrolünü konu alan yeşil tedarik zinciri kavramı ile tanışılmıştır.
2000’li yıllarda ise, tedarik zinciri yönetimi üzerinde çok sayıda çalışmanın yapıldığı dinamik bir alana dönüşmüştür. Tedarik zinciri yönetiminin temelinde her bir müşterinin farklı istek ve ihtiyaçlarına cevap verebilmek yatmaktadır. Bu dönemde müşteri yapısının değişiminin tedarik zincirinin yapısında da değişmelere yol açacağı fark edilmiştir. Bunun üzerine farklı müşteri ihtiyaçlarına göre değişebilen tedarik zinciri yapıları üzerine çalışmalara ağırlık verilmiştir.
2000’li yıllardan itibaren internetin ve yeni bilgi teknolojilerinin gelişmesi ile tedarik zinciri yönetimine e-ticaret, e-tedarik, e-lojistik, zincir üzerinde internet tabanlı izleme, gerçek zamanlı veriye dayalı talep tahmini stok yönetimi gibi kolaylaştırıcı uygulamalar eklenmiştir. Tedarik zinciri yönetiminin beşinci ve son aşaması olan bu döneme de E-Tedarik Zinciri Yönetimi Aşaması denilme¬ktedir. İşletmeler, e-tedarik zinciri yönetimini; sipariş ver¬me, işletme lojistiği, müşteri ilişkileri, satın alma, müşteri hizmetleri ve stok yönetimi gibi alanlarda etkin bir şekilde kullanabilmektedir. ABD’de internet tabanlı tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının kullanım düzeylerini tes¬pit etmek amacıyla yapılan bir araştırmada; işletmelerin %12,3’ünün üretim planlaması, %56,2’sinin işletme lojistiği, %30,1’inin stok yönetimi, %50,7’sinin sipariş ver¬me, %42,5’inin müşteri hizmetleri, %45,2’sinin ise tedarikçi ilişkileri ve müşteri ilişkileri alanlarında internet tabanlı te¬darik zincirini kullandıklarını belirlenmiştir. E-tedarik uygulamalarının işletmelere çok önemli faydaları söz ko¬nusudur. Bunlar; materyal maliyetlerinde %5-20 oranında azalma, kaynak döngü zamanında %25-30 oranında azal¬ma ve pazara giriş zamanında %10-15 oranında sağlanan iyileşmelerdir (Öztürk 2016: 17-24).

1.1. Etkin Bir Tedarik Zinciri Yönetimi

İşletmelere Neler Kazandırır
Etkin bir tedarik zinciri yönetimi; işletmenin üretim ve pazarlamaya ilişkin faaliyetlerini olumlu yönde etkileyecek, daha fazla müşteri memnuniyeti, daha etkin ve verimli bir işletme olunmasını sağlayacak, daha düşük maliyetler ve daha yüksek kâr ile birlikte istikrarlı büyümenin yolunu açacaktır. Tedarik zinciri yönetiminin etkin olması işletme açısından şu bakımlardan önemlidir:
Girdilerin teminini garantileyerek üretimin devamlılığını sağlar. Tedarik süresini azaltarak, pazardaki değişikliklere kısa sürede cevap verilmesini sağlar.
Tüketici taleplerini en iyi şekilde karşılayarak kaliteyi artırır.
Teknoloji kullanarak yeniliği teşvik eder.
Toplam maliyetleri azaltır.
İşletmenin tüm bilgi, materyal ve para akışı yönetilebilir duruma gelir. Etkin bir tedarik zinciri yönetiminin işletmeye sağladığı faydalara ilişkin yapılan bir çalışmada tedarik zinciri optimizasyonu ile işletmeye sağlanan katma değer aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

1.2. TZY Başarı Ölçütleri

Tedarik zinciri yönetiminin kritik başarı ölçütleri şunlardır:
Doğru ürün
Doğru miktar
Doğru zaman
Doğru yer
Yüksek esneklik
En az toplam maliyet
En kısa çevrim süresi
En az toplam stok düzeyi
Tedarik zinciri yönetimi; sipariş yönetimi, üretim, depolama ve fiziksel dağıtım olanaklarını birlikte ele alır ve toplam maliyeti en az olan lojistik stratejileri, kaynak kullanımı ve organizasyon yapısına odaklanır. Oysaki üretim planlama sistemlerinde, kaynak ve kapasite planlanır, fakat dağıtım kaynakları eş zamanlı olarak planlanmaz.

2. Tedarik Zinciri Yönetiminde Dağıtım Ağlarının Tasarımı ve Optimizasyonu

Bu bölümde, ilk olarak tedarik zinciri yönetimine ilişkin tanımlara yer verilmiş ardından çalışmanın kuramsal alt yapısının tesisi için sırasıyla tedarik zinciri modelleme, tedarik zinciri ağı tasarımı, tedarik zinciri yönetiminin amaçları ve aşamaları, tedarik zinciri kısıtları ve karar değişkenleri kavramları incelenmiştir.


2.1 Tedarik Zinciri Yönetimi

TZY; tedarikçi, üretici, toptancı, bayi, müşteri zincirindeki malzeme, bilgi ve para akışını koordine etmek ve yönetmek demektir. TZY ile sadece şirket içindeki bütünleşme değil, tedarik zincirini oluşturan tüm şirketlerin entegrasyonu sağlanmaktadır. Temel amaç müşteri tatminini artırırken karı maksimize etmek ve daha verimli, daha düşük maliyetle çalışmaktır (ecozumevi. com). TZY; işletmenin iç kaynaklarının dış kaynaklarla bütünleşmiş edilerek etkin bir biçimde çalışmasının sağlanmasıdır. Amaç geliştirilmiş üretim kapasitesi, piyasa duyarlılığı ve müşteri/tedarikçi ilişkileri gibi işletmenin tüm performansını oluşturan değerlerin arttırılmasıdır. Tedarik zinciri yönetimi, hammaddelerin temin edilmesinden imalat ürünlerine ve buradan da tüketiciye işlenmiş ürünlerin dağıtımına kadar tüm tedarik zinciri boyunca bilgiye dayalı karar almamıza olanak vermektedir (Eraslan, 2003).
 Başka bir deyişle TZY; “müşteri odaklı kurumsal vizyon etrafında gelişim gösteren, bir işletmenin iç ve dış bağlantılarını yöneten ve ardından iç fonksiyonellik ile iç-organizasyon arasındaki sinerjinin bütünlemişini ve koordinasyonunu sağlayan bir yapı” olarak ele alınabilir. İç tedarik zincirinin başarılı bütünlemişi ağırlıklı olarak, tedarik zincirindeki halkalar arasındaki kusursuz ve zamanında bilgi paylaşımına bağlıdır. Tedarik zincirini oluşturan halkalar arasındaki bu sıkı ilişki, tüketici veya müşteri ile işletme arasında olduğu kadar işletme (alıcı) ve tedarikçisi (satıcı) arasında da mevcuttur. Müşteri ile tedarikçi işletme arasında, özellikle dağıtım gereksinimlerinin daha sık karşılanması için, en az hatayla karşılama ve daha büyük ölçekli işbirliği yaratmada önemli bir kavramdır ve tedarikçi ile müşteri arasında kurulan “ağ” kalıcı ve uzun ilişki oluşturulması anlamında ele alınmaktadır. Bunun yanında geleceğin fabrika yapısına ilişkin yapılan tartışmalarda “geleceğin fabrikasında büyük ve kitle üretim yerleşimleri değil, fabrikaya bağlı şubelere coğrafik olarak mal gönderen daha çok tedarikçinin görüleceği” belirtilmektedir. Bir şirketin temel hedefi, tedarik zincirinden geçen ürünlere bir değer katmak ve bu ürünlerin; istenilen miktarlarda, uygun nitelikte ve istenilen zamanda nakliyat sürecinde rekabetçi bir maliyet anlayışıyla dağıtılması sürecidir. Bir tedarik zinciri, iki ana iş sürecinden oluşmaktadır:
• Malzeme Yönetimi (Gelen Lojistik)
• Fiziksel Dağıtım (Giden Lojistik)
Malzeme Yönetimi, hammadde ve stok yönetiminin, bölümlerin ve tedarik sürecinin kontrolünün ele geçirilmesi ile ilgilidir. Daha detaya inilirse, Malzeme Yönetimi; Malzeme Akış Çevrimlerinin, ürünlerin satın-alma ve iç kontrol sürecinde nihai ürünlerin depolanması, taşınması ve dağıtımıyla ilgili olarak planlama ve kontrol faaliyetlerinin tümünü barındıran bir sistemdir (Johnson ve Malucci, 1999).
Fiziksel Dağıtım ise, müşteri hizmeti sağlayan bütün dış lojistik faaliyetleri çevreleyen bir yapı olarak düşünülebilir. Bu faaliyetler bütün sipariş süreci (sipariş makbuzu dahil), stokların stratejik olarak yerleştirilmesi, depolama ve elde tutma, dış taşıma/ulaştırma, konsolidasyon, ücretlendirme, promosyon, geri dönen ürün depolama ve ömür boyu ürün desteği işlemlerini kapsamaktadır. Lojistik kavramını ele aldığımızda ise (lojistik, dağıtım ile aynı anlamda kullanılmamaktadır) bir kurumun lojistik bileşenlerinin;
Üretim merkezi sayısı (Fabrika Sayısı)
Sıfır, bir, ya da daha fazla dağıtım kademesi
Müşteriler
Ham madde ve malzeme tedarikçileri
Kullanılmış ürünler ve geri dönen ürünler için konteynır
Yukarıdaki bütün maddeleri birbirine bağlayan dağıtım kanalları yer almaktadır. Lojistik hakkında sıklıkla sorulan sorular ise;
Bu ülkedeki müşterilere bu ürünleri sunmak karlı bir iş midir?
Hangi ülkede ve hangi fabrikada bu ürün üretilmelidir?
Bu ürün hangi dağıtım kanallarından ve ulaştırma şekilleri ile dağıtılmalıdır?
Bu ürün için taktiksel üretim planı nedir, ne kadar stok olmalıdır ve nerede depolanmalıdır?
Bu ürün için hangi ülkedeki hangi satıcılarla işbirliği yapılmalıdır?
Bu noktaya kadar tanımlanmaya çalışılan kavramsal çerçeveyi özetlemek gerekirse, TZY sistemini Şekil 1’deki gibi şematik olarak ifade etmek mümkündür.

Şekil 2.1: Tedarik Zinciri

Tedarik Zinciri yönetim sistemi; şirketin dışındaki tedarik işlerini sağlayanların yönetilmesi ve bunlarla etkin çalışması için şirketin iç kaynaklarını bir bütün halinde ele alan temel bir işletme sistemi olarak tanımlanmaktadır (Şekil 1). Burada amaç, şirketin imalat kapasitesinin arttırılması, piyasaya karşı duyarlılığın geliştirilmesi ve tüketici ile tedarik işlerini üstlenenler arsında ilişkilerin iyileştirilmesi yoluyla şirketin çalışmasının ileriye götürülmesidir (Eraslan, 2003).

2.2 Tedarik Zinciri Kısıtları

Tedarik zinciri kısıtları, işletmenin seçebileceği bir dizi alternatif karar seçeneği üzerinde konumlanmış etmenlerdir. Böylece, bu etmenler bazı karar alternatiflerinin yapılabilirliklerini/fizibilitesini belirlerler. Bu kısıtların içerikleri;

2.2.1. Kapasite

Tedarik zinciri üyelerinin finans, üretim, tedarik ve teknik (EDI veya barkod) yeterliliklerini; istenilen gelir düzeyinde stok seviyeleri, üretim, işgücü, öz-sermaye yatırımı, outsourcing ve bilişim teknolojileri (BT) adaptasyonu ile ilgili durumları belirler. Kapasite ayrıca üretim ve stoklama için kullanılabilir alanları da içerir.

2.2.2. Hizmet Uyumu

Tedarik zincirinin nihai hedefinin müşterilerin hizmet ihtiyaçlarını karşılaması ya da bu ihtiyaçların da ötesinde hizmet verilmesi esası olduğunu düşünürsek, bu oluşum müşteri memnuniyeti için en önemli kısıttır. Bunların tipik örnekleri; dağıtım zamanları, gününde üretim, ardışık-sipariş için maksimum bekleme süresi ve taşıma yapan kamyon sürücüleri için ulaştırmada geçen yolculuk süresidir.

2.2.3. Talep kapsamı/miktarı

Tedarik zincirinin dikey bütünleşimi, bir önceki kademedeki tedarik kapasitesini dengelemek amacıyla aşağı yöndeki tedarik zinciri üyelerinin kendi kademelerinde başarıya ulaşması için gereken talep miktarını, artırılmış tüketim doğrultusunda dengelemektir.

2.3 Tedarik Zinciri Karar Değişken Fonksiyonu

Karar değişkenleri genel olarak, karar çıktısı aralıklarının sınırlarını belirlemelerinden dolayı, tedarik zinciri ile ilişkili fonksiyonel performansın artmasına katkıda bulunmaktadırlar. Dolayısıyla, bir tedarik zincirinin performans ölçümleri genel olarak karar değişkenlerinin bir fonksiyonu olarak ifade ediyor.








SONUÇ
Tedarik zinciri yönetimi ve tedarik zinciri modellemeye olan ilgi ve bu konulardaki araştırma alanları son yıllarda küresel pazarların ortaya çıkması, müşteri isteklerinin sınır tanımaz bir hal alması, kısalan ürün-hayat çevrimleri ve giderek artan maliyetler ve benzeri nedenlerle büyük bir ivme kazanmıştır.
Küresel pazarlarda, sürekli rekabet halindeki işletmeler dikkatlerini iş süreçlerinin etkinliği ve etkililiği üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Planlama, kontrol ve tasarım gibi pek çok stratejik fonksiyonu bünyesinde barındıran TZY’nin önemi daha iyi kavranmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, küreselleşen dünyada kendisine bir yönetim aracı olarak vazgeçilmez bir yer edinen TZY’de dağıtım ağlarının tasarımı ve optimizasyonu problemi ele alınmıştır.



















KAYNAKÇA
Özdemir A, İ. (2004) Tedarik Zinciri Yönetiminin Gelişimi, Süreçleri Ve Yararları. Erciyes üniversitesi İİBF Dergisi, Sayı 23, Temmuz-Aralık 2004, ss.8
Ciravoğlu G. (2006) “Tedarik Zinciri Yönetimi Uygulamaları Ve Performans Üzerine Etkilerinin Analizi” Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yüksek lisans Tezi.(1)
Johnson, G. A. ve Maluccı, L. (1999), Shift to supply chain reflects more strategic approach, APICS- The Performance Advantage, October, pp. 28-31.

Öztürk D. (2016)Tedarik Zinciri Yönetimi Süreçlerini Etkileyen Faktörler Uluslararası Sosyal ve Ekonomik Bilimler Dergisi International Journal of Social and Economic Sciences 6 (1): 17-24,
ERASLAN, E. (2003), “Multi-echelon envanter modelleri”, http://www.baskent.edu.tr/ ~eraslan/ multi.doc, Erişim Tarihi: 15.12.2018
http//www.igeme.org.tr/tur/pratik/tedarik.pdf (Erişim tarihi: 14.12.2018)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Basit Anlatımıyla Oyun Teorisi

DAVRANIŞSAL FİNANS VE DAVRANIŞ KALIPLARI

ÜLKELERİN DUVAR POLİTİKALARI: Türkiye’nin “Suriye Duvarı Projesi”