TERÖRİZMİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ
T.C
ADNAN
MENDERES ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL
BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
EKONOMİ
VE FİNANS İNTERDİSİPLİNER YÜKSEK LİSANS
TERÖRİZMİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE
ETKİLERİ
HAZIRLAYAN
Tolga
KOÇ
AYDIN-2018
ÖZET
TERÖRİZMİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE
ETKİLERİ
Tolga KOÇ
Seminer Ödevi, Ekonomi ve
Finans İnterdisipliner
Tez Danışmanı: Dr.Öğr. Üyesi
Yılmaz ERDEM
2018
Terörizm,
ulusal ve uluslararası gündemde hep önde olan, oldukça kompleks ve sürekli
değişen bir olgudur. Terörizm ve muhtelif yan faktörleri arasındaki ilişki
araştırmacılar arasında 20. y.y ortalarından itibaren tartışmalara sebep
olmasıyla beraber terörizmin evrensel bir yapısının olması 11 Eylül
saldırılarının yaşanması ile beraber ciddi bir şekilde kamuoyu ve toplum
mabeyninde belirginleşmiştir. Bu durum ise küresel terörizme karşı küresel
mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada amaç, terörizmin Türkiye ekonomisi
üzerindeki etkileri irdelenmektedir. Sonuç olarak, terörizmin Türkiye
ekonomisin ’de; yatırımları, sanayi sektörü, turizm sektörü ve sosyal yapısı
üzerine olumsuz etkiler oluşturduğu gözlenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Terör,
Terörizm, Terörizmin Ekonomik Etkileri, Türkiye, Ortadoğu
ABSTRACT
TERRORISM’S
EFFECTS ON THE TURKEY ECONOMY
Tolga KOÇ
Seminar Homework, Economy and Finance
İnterdisciplinary
Süpervisor: Dr. Yılmaz ERDEM
2018
Terrorism is a quite complex and everchanging
fact always leading on national and international agenda. The relationship
between terrorismand its various sub-factors has been caused debate among
researches since the middle of the 20th century, to have a universal structure
of terrorism with the 11 Semptember attacks have become seriously evident
beetwen the public and society. This situation necessitates global terrorism
against global struggle. The aim of this study research to terrorism’s effects
on the Turkey economy. Consequetly, on the Turkey economy of terrorism observed
investment, the industry and tourism sector and the social structure that
create negative effects.
Key Words: Terror, Terrorism, Terrorism’s
effect economic, Turkey, Middle East
İÇİNDEKİLER
ÖZET................................................................................................................................... i
ABSTRACT........................................................................................................................ ii
KISALTMALAR DİZİNİ.................................................................................................. iii
GİRİŞ.................................................................................................................................. 6
1. TERÖRİZMİN KAVRAMI VE TÜRLERİ.............................................................. 7
1.1.
Terörizm Kavramı.................................................................................................... 7
1.1.1. Terörizmin Tanımı.......................................................................................... 7
1.1.2. Terörizmin Unsurları...................................................................................... 7
1.1.3. Terörizmin Özellikleri.................................................................................... 8
1.2.
Terörizmin Türleri.................................................................................................... 9
1.2.1. Ulusal (Ülke içi) Terörizm.............................................................................. 9
1.2.2. Uluslararası Terörizm..................................................................................... 9
1.2.3. Devlet Terörizmi............................................................................................ 11
1.2.4. Dini Terörizm................................................................................................. 11
1.2.5. Siber Terörizm................................................................................................ 13
2. TERÖRÜN
KAYNAKLARI....................................................................................... 15
2.1.
Terör Örgütlerinin Finans İhtiyacının Nedenleri...................................................... 15
2.2.
Terör Örgütlerinin Yasa Dışı Finans Kaynakları...................................................... 16
3.
TERÖRÜN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ............................................ 16
TARTIŞMA
VE SONUÇ................................................................................................. 18
KAYNAKLAR.................................................................................................................. 19
KISALTMALAR
DİZİNİ
ABD
|
: Amerika Birleşik
Devletleri
|
BM
|
: Birleşmiş
Milletler
|
TDK
|
: Türk Dil Kurumu
|
GİRİŞ
Terörizm
günümüzde küresel bir boyut kazanmıştır ve yarattığı tahribat her geçen gün
daha da artmaktadır. Dolayısıyla terörizm, ülkelerin ulusal ve uluslararası
güvenliği açısından bir numaralı gündem maddesi haline gelmiştir. Özellikle, 11
Eylül 2001 tarihinde ABD’de meydana gelen terörist saldırılar buna en çarpıcı
örnektir. Bu olay toplumun her kesiminde teröre karşı büyük bir tepkinin
doğmasına neden olmuştur. Bu tepki, terörist faaliyetlere muhatap olmayan
ülkelerin de ilgisini çekmiş ve insanlar terörizmle ilgili bilgi edinme
ihtiyacı hissetmiştir.
Günümüzde
terörizm bu kadar yoğun bir şekilde gündemi işgal ederken bu soruna karşı
kayıtsız kalmak mümkün değildir. Burada dikkat çeken en önemli noktalar tüm
dünyayı derinden etkileyen terörizm faaliyetlerine karşı bazı ülkeler
tarafından farklı yaklaşımlar sergilenmesi, çıkarılan yasalarda teröre karşı
takınılan farklı tutumlardır.
Terörizmle
mücadele, silahlı, siyasi ve psikolojik hareket kapsamında yapılır. Bu mücadele
yürütülürken terör ve terörizmi besleyen ortamın yok edilmesi ekonomik ve
siyasi tedbirlerle olabilir.
Bu
bağlamda aşağıda önce terör ve terörizm kavramları, terörizmin unsurları ve
nedenleri, terörizmin finansmanı ele alınacak daha sonra ise terörizmin
iktisadi etkileri incelenecektir.
1.
TERÖRİZM KAVRAMI VE TERÖRİZMİN
TÜRLERİ
1.1.
Terörizm
Kavramı
Terörizm,
planlarını gerçekleştirme hedefiyle uygar bir toplumu ve bir ülkeyi ayakta
tutan her şeyi aşındırmayı, tahrip etmeyi ve ortadan kaldırmayı amaçlayan ve bu
süreçte ortaya çıkacak boşluktan, zafiyetten yararlanan eylemlere verilen
isimdir.
Bir
başka kavram tanımı olarak, “ Savaş ve diplomasi ile kazanılmayan sonuçları
elde etmek, korkutmak ve itaat ettirmek için bir teoriye, felsefeye ve
ideolojiye dayanılarak siyasi maksatlarla, iradi olarak şiddetin sistemli ve
hesaplı bir şekilde kullanılmasıdır” şeklinde tanımlanabilir.
1.1.1. Terörizmin
Tanımı
Terörizmi,
siyasal hedeflere ulaşmak için, toplumun demokratik ikna ve eylem yoluyla
barışçı davranışına karşı, hukukun üstünlüğünü ve devlet otoritesini tanımayan,
güçsüzlüklerini gizlemek için demokratik otoriteleri kitlelerden kopararak
halka karşı şiddet kullanmaya yöneltmeyi amaçlayan ve uluslararası destek gören
örgütlerin, siyasi hedeflere ulaşmak için masum insanları bile hedef alabilen
ve hiçbir savaş kuralı tanımayan, geleneksel politik suçlardan farklı, metodik,
örgütlü, sistematik öldürme, kaçırma, korkutma ve tahrip eylemleridir (Güvenir,
1980: 84).
Devlete
karşı üstünlük kurma imkânı olmayan gruplar tarafından, “zayıfın silahı” olarak
kullanılan bir strateji de denilmektedir. Asimetrik savaş olarak da
adlandırılmaktadır (Crenshaw, 2011: 23; Sökmen, 1).
1.1.2.
Terörizmin Unsurları
Terörizmi
oluşturan unsurlara göz atacak olursak karşımıza şu üç temel unsur çıkacaktır. Bir eylemin terör suçu olarak kabul
edilebilmesi için içerisinde ( ideoloji, örgüt ve eylem) unsurlarını
barındırması lazım. Ve bu üç unsur ancak birlikte olması kaydıyla yapılan eylem
terör suçu olabilir.
·
İdeoloji
Unsuru
Terör
örgütlerin dayanak ve hareket noktalarını ideolojileri oluşturduğundan,
örgütsel yapı, eleman temini, uygulanacak programlar, eylemlerin şekil ve
içerikleri hep ideolojileri çerçevesinde belirlemektedir (Atlı, 2002:25).
·
Örgüt
unsuru
TDK
sözlüğünde örgüt kelimesi “ortak bir amaç ya da eylemi gerçekleştirmek için bir
araya gelmiş kurumların ya da kişilerin oluşturduğu birlik” olarak
tanımlanmaktadır (TDK, 2009). Örgütlenme, terör örgütlerinin vazgeçilmez en
önemli unsurudur. İdeolojik mücadelenin en yoğun ifade örgütlenmedir. En büyük
silah ise insanın kendisini örgütleme düzeyidir. ” (Özçelik, 1998).
·
Eylem
unsuru
Terör
örgütlerini teşekkül ettiren en büyük dayanak noktalarından biri de eylem
unsurudur. Eylemsizlik, Bir terör örgütünün varlığını idame ettirmesinde
karşısına çıkacak en kuvvetli zorluklardan biridir. Eylemsizlik hali belirli bile süre sonra
örgütleri çürümeye sevk ettiğinden, her örgüt derecesi farklı da olsa eyleme,
yani şiddete yönelmektedir. (Dilmaç, 1997:107)
1.1.3. Terörizmin
Özellikleri
Sosyal, ekonomik ve
psikolojik yapıyı tahrip eden terörizmin özellikleri şöyle sıralanabilir;
·
Kendi otoritelerinin ön planda olduğu,
kendi kurallarını koydukları devlet üstünlüğünü kabul etmeyen bir savunma şeklidir.
·
Ansızın ortaya çıkacak bir ilerleyiş değildir,
organize bir ilerleyiş vardır.
·
Dış güçlerden destek almadan devam
edebilmeleri mümkün değildir.
·
Finans kaynaklarına ihtiyaç duyarlar.
Organ kaçakçılığı, soygun, silah tüccarlığı, kaçakçılık gibi organize suçlarla
beslenirler.
·
Korkutucu, şiddet içerikli baskı
uygulanarak kendi kurallarına göre hareket etmektedirler.
·
Genellikle başka kuvvetlerin taşeronluğunu
yaparlar.
·
Terörizme maruz kalan kişi veya gurupların
çoğunluğu suçsuz ve masum kişilerdir. (Çitlioğlu, 2006: 263; Önen, 2016: 4-5).
1.2.
Terörizmin TÜRLERİ
1.2.1. Ulusal
(Ülke İçi) Terörizm
Ulusal
terör, bir devletin milli sınırları içerisinde ve dış kaynaklı hiçbir örgütün
desteği olmadan gerçekleştirilen, başka bir devlet ya da şahsa zarar vermeyi
amaçlayan terör hareketi olarak görülmektedir. Bu tür terör hareketinde
teröristin milliyeti söz konusudur. Gerçekleşen eylemlerin saldırılan
toplumunun fertlerine zarar vermeye ya da o memleketin otoritesini sarsmaya
yönelik eylemler olması gerekir. Bu şartlarda iç terörün var olduğunu söyleyebilmemiz
için o ülke vatandaşları tarafından gerçekleştirilmesi, o ülkenin vatandaşlarının
hedef alınması ve yine o ülke sınırları içerinde gerçekleşmesi şarttır.
Bir
terör eyleminin, dolayısıyla onu gerçekleştiren terör hareketinin yerli mi
yoksa uluslararası mı olduğunu belirlemek için yaralanabileceğimiz kıstaslar
vardır. Bunların bir kısmını şöylece sıralayabiliriz;
·
Eylemi gerçekleştiren kişi veya örgütün,
eylemin yapıldığı ülkeden veya başka bir ülkeden olması,
·
Saldırılan hedefin, saldırının yapıldığı
ülkenin parçası veya uyruğu olup olmaması,
·
Eylem için gerekli para, silah, istihbarat
desteklerinin nereden sağlandığı önemlidir (Yayla, 1990: 378).
1.2.2. Uluslararası
Terörizm
Terör
eylemini gerçekleştiren kişiler tarafından alt yapı kaynaklarına doğrudan veya
dolaylı yollarla birden çok ülkeyi ilgilendiren boyutlardaki terör faaliyetine
uluslararası terör denilmektedir (Dönmezer, 1980: 55; Yayla, 1990: 380).
Yukarıdaki
tanımdan şunu çıkartıyoruz, bir terör eylemi iki veya daha fazla ülkeden kurbanlar
veya eylemciler veya taraftarları barındırdığında ve eylemi gerçekleştiren
terör örgütü birden fazla ülkeye yayıldığında, terörizmin uluslararası nitelik
kazandığı anlaşılıyor. Yayla’ya göre uluslararası terörizm, milli ya da mahalli
terörün uluslararası boyuta ulaşmasıyla ortaya çıkan ve genellikle demokratik
ülkelere yöneltilen terördür (Yayla, 1990: 382).
Yine
bir tanım olarak BM Uluslararası Terörizm Komitesi uluslararası terörizmi şu
şekilde tarif etmektedir. Uluslararası boyutları da bulunan bir uzlaşmazlığın
üzerine, bu uzlaşmazlığın arzu edilen yönde gelişimini sağlamak amacıyla bir
üçüncü devletin sınırları dâhilinde bir yabancının kendi uyruğunda bulunmayan
bir başkasına uyguladığı şiddet ve baskıdır.
Uluslararası terörizm:
Terörizm eğer;
·
Yabancılara veya yabancılara ait hedeflere
yöneltilirse,
·
Hükümetler veya birden fazla devletin
beslediği, desteklediği unsurlarca yapılırsa,
·
Bir yabancı hükümetin veya uluslararası
örgütlerin siyasetlerini etkilemek için yapılırsa, uluslararası nitelik kazanır.
Uluslararası
terörizmin özellikle 1990’lardan itibaren oldukça başkalaştığı söylenebilir.
Uluslararası eğilimlerle paralel dini jargonun daha sıklıkla kullanıldığı ve
dini hedeflerin diğerlerinin yerlerini aldığı fark edilmektedir (Çetinkaya,
2010: 15).
Zayıf
ve istikrarsız devletler halklarının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz
kaldıkları gibi, şiddeti engellemede zayıflıklar göstererek vatandaşlarına
güvenlik sunmada ciddi sorunlar yaşarlar. Kontrol edemedikleri platformlar
oluşarak terör örgütlerinin bunları sömürmeleri kolaylaşacaktır. Örgütler bu
türden ortamlarda sadece yeni mensuplar kazanmayacaklar, aynı zamanda devletin
boşluklarını dolduracak devletçe yürütülmesi gereken bazı güvenlik, sosyal,
ekonomik, hukuki ve dini faaliyetleri yerine getirerek halkın sempatisini de
kazanabileceklerdir. Çatışma, zayıf ve istikrarsız hükümetlerin ülke için aşırı
bir zoraki göçe ve/veya başka yerlere iltica etmelerine neden olduğu bilinen
bir durumdur. 1970 ve 1980’lerde bazı Müslüman ülkelerin otoriter yönetiminden
kaçanlar Avrupa ülkelerine doğru yoğun göçler yaşamışlardır. Bu insanlar yeni
ülkelerinde, eski ülkelerindeki İslami siyasal hareketlerin devamlarını kurmaya
başlamışlardır (Çetinkaya, 2010: 17).
1980
sonlarından itibaren bu göç dalgalanmalarından, ülkelerinde baskı altında olan
ve istenmeyen kişiler ilan edilen teröristler de faydalanmaya başlamışlardır.
Bunlar kendileri gibi düşünen insanların bağlanabilecekleri uluslararası ağlar
kurmaya da başlamışlardır. Böylece yerel terörist gruplara uluslararası arenada
bir yer bahşetmişlerdir. Cezayir iç savaşı nedeniyle 1980’lerin sonlarına doğru
Avrupa’ya göç eden aşırılığı ve şiddeti savunan Kuzey Afrika menşeli grupların
Fransa ve İngiltere’deki faaliyetleri organize ettikleri görülmektedir. Başka
ülkelerden gelen az sayıda göçmenin, aralarında İngiltere’nin bulunduğu farklı
Avrupa ülkelerinin güvenlikleri üzerinde tehdit oluşturdukları da bilinmektedir
(Çetinkaya, 2010: 17).
1.2.3. Devlet
Terörizmi
Devlet
terörizmi; stratejik kazanımlar elde etmek maksadı ile terörizmi bir müdahale
aracı olarak kullanan, ulusal çıkarları doğrultusunda terörizme lojistik destek
sağlayan, terör örgütlerinin kendi topraklarında konuşlanmasına müsaade eden,
ya da ülkesindeki terör örgütleri ile mücadelede zaaf içinde ve/veya yetersiz
kalan devletler için kullanılan bir terörizm tiplemesidir. Terör örgütleri,
aynı devletler gibi siyasi durumları ne olursa olsun karar alma mekanizmasına
ve gerekli gördükleri zaman güç kullanma imkân ve kabiliyetine sahiptirler;
ayrıca kendilerini bu konuda yeterli görürler. Devletlerin güç kullanma
bakımından hukuki ve meşruiyete sahip olması, bahse konu unsurlar için geçerli
değildir. Bu bağlamda uluslararası sistem, teknoloji, silah sistemleri,
tehditler, güvenlik arayışları, savaşlar, terörle mücadele ve kitle imha
silahları ve sair konularının ön plana çıkması, terör örgütlerinin önemli
roller üstlenmesine ve tanınmayacak kadar değişmesine neden olmuştur. Az
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler hem varlıklarını korumak ve sürdürmek hem
de ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak için, asimetrik bir savunma aracı olarak
terörizme yönelirken kıt kaynak sorununu daha ağır olarak hisseden gelişmiş
ülkeler, terörizme biraz daha farklı, daha geniş ve daha acımasız bir boyut
katmışlardır. Bu tablo, terör örgüt ve faaliyetlerinin destek görmesine, ayakta
kalmasına ve küresel bir güvenlik tehdidine dönüşmesine hizmet etmiştir.
Devletlerin
terörist örgütlere verdiği destek, bu örgütlere uluslararası hareket kabiliyeti
sağlamakta ve ileri teknolojiye sahip silahları ve patlayıcıları elde etme,
diğer terörist gruplarla iletişim içinde olabilme imkânlarını sunmaktadır.
Kendilerini finanse etmek için banka soygunu, adam kaçırma gibi eylemlere
başvurma ihtiyaç duymayan devlet destekli terörist örgütler bu desteğe sahip
olmayan gruplara göre sayıca az, fakat çoğu zaman daha öldürücü nitelikte
eylemler gerçekleştirebilmektedirler. Bu tür bir terörizm hedef devletin
politik istikrarını, ekonomik yapısını, diplomatik ilişkilerini etkileyebilme
gücüne sahiptir. Teröristlere yönelik devlet desteği, aynı zamanda destek için
yerel halka mecbur olma durumunu da ortadan kaldırarak teröristlere eylemleri
neticesinde oluşabilecek kamuoyu tepkisine aldırmaksızın geniş ölçekli operasyonlar
yapma imkânı sağlamaktadır (Topal, 2004: 57).
1.2.4.
Dini Terörizm
Küreselleşen
dünyanın insanlığa en kötü etkilerinden biri olan “küresel terör” kendisine
örtü olarak da “Din” kavramını seçmiştir. Hâlbuki bütün ilahi dinler ve
özellikle İslam Dini asla teröre, vahşete ve zulme izin vermez. Çünkü dinlerin varlık
sebepleri terörü, vahşeti ve haksızlığı ortadan kaldırmaya yöneliktir. Fakat
İslam dininin küreselleşen dünyada yok etmek için geldiği, vahşet ve terör gibi
her türlü kötülüğün, “İslami terör” kavramıyla birlikte var olduğuna dair
birtakım suçlamalarla karşı karşıya kalmıştır. (Muratoğlu, 2007: 32).
Dinsel
açıdan bakıldığında terör hareketini ilk olarak Habil ile Kabil arasında yaşanan
olaylara kadar götürebiliriz. Dini simgeler kullanılarak gerçekleştirilen
terörde dini ve politik amaçlar hedef alınarak eylemler yapılmaktadır. Bu
eylemleri gerçekleştirirken kendi dinleri doğrultusunda ortaya çıkan bir
yönetim anlayışını benimsemek isterler (Gün, 2000: 84; Arıbaş, 2007: 13)
Terör
örgütleri amaçları gerçekleştirilene kadar şiddet kullanımını dini bakımdan
uygun bulduklarından, terör hareketleri masum halk adına fazlasıyla tehdit
içerikli bir boyuta ulaşır. Yapılan terör faaliyetlerinin Tanrı için
yapıldığına ve bu yolla yapılacak mücadelenin cennetin kapısını açacağı inancı,
terörist grupların ölümden korkmaksızın, masum halka karşı acımasız terörist
eylemleri yapabilmesine sebep olmaktadır (Muratoğlu, 2007: 33-34).
Dini
simgelere dayandırılan terörizm, hem geçmişten gelen bir olay hem de terörizmin
yeni vücut bulmuş halidir. Geçmişten gelen eski simgelerin yeniden ortaya
çıkması 1979 ile 1980 yılları arasında İran devrimi ile olmuştur. RAND
Araştırma Kuruluşu’ndan elde edilen bilgilere göre, 1968 yılında bu simgelerle
hareket eden bir terörist gruba rastlanmazken, 1980 yılında var olan 64
terörist gruptan sadece 2 tanesi dini motifi örgüt olarak tespit edilmiştir.
Fakat 1992’de bu rakam %25; 1995’de ise yaklaşık %50 olmuştur. Soğuk Savaş’tan
sonra Varşova Paktı’nın dağılması ile dini motifli terör batı ülkeleri üzerinde
fazlasıyla kendini hissettirmeye başlamıştır (Dilmaç, 2006: 68; Arıbaş, 2007:
13).
Dinlerin
tarihin ve coğrafyanın belli kesimlerinde insanlar için huzur ve istikrar
sebebi olduğu bilinirken, başka kesimlerde nifak, fitne ve zulüm şeklinde
ortaya çıkması, sorunların dinlerden değil, dinlere inanan insanlardan
kaynaklandığı görüşünü güçlendirmektedir. Bu durumda din ile o dinin
mensuplarının din anlayışlarını birbirinden ayrı değerlendirmek gerekmektedir.
Zira dinin önermelerinin ne olduğu kadar insanların bunları nasıl anladığı,
algıladığı ve uyguladığı da önemlidir. Nitekim bir dinin mensuplarının kendi
dinleri etrafında bile bir bütünlük oluşturamadıkları, farklı grup ve
mezheplere bölündükleri düşünülürse yine sorunun dinden değil, ona uyanlardan 1
Bir dine mensup ya da “dindar” olan bir kişinin başka nedenlerden dolayı terör
eyleminde bulunması ise zaten farklı bir durum olup konumuzun dışındadır. 166
kaynaklandığı görülür. Hatta bu durumda din, başka dinden olanlar kadar kendine
inananlar için de bir nifak ve çatışma sebebi olarak karşımıza çıkar. Aynı dine
mensup insanlar arasında tarihte cereyan eden çatışmalar bunun en somut
örneklerini teşkil eder (Kirman, 2004: 10). Özünde aynı mesajı taşıyan ve
insanlığın en büyük ortak değeri olan evrensel dinler, zaman içinde birtakım
kişiler tarafından ve bazı çıkarlar uğruna siyasal ideolojilere
dönüştürülmüştür (Elik, 2004: 47). İnsan, zulmüne meşruiyet kazandırıp yürütmek
için dini kullanmıştır. Bütün ilahî dinler insan egoizminin bir diğerine zarar
veren kısmına sınırlama getirmişken, tam tersine insanların inançları büyük
çoğunlukla egolarına yenilmiştir (Çakar, 2004: 50).
İster
kaba kuvvet içeren fizyolojik, ister otoriteryan, isterse psikolojik, şekli ve
yapısı ne olursa olsun, her şiddet hareketi kendisini mutlaka bir metne
dayandırır. Bu metnin kaynağı; dinsel bir inanış, bir kült, ritüel veya bir
kutsal kitap olabileceği gibi siyasal ya da ideolojik bir bildirge, bir söylem,
bir manifesto ya da herhangi bir argüman da olabilir. Şiddete başvuranlar,
şiddet içeren tavır ve davranışlarını meşrulaştıracak bir dayanağa ihtiyaç
duyarlar. Rafa-el Moses’ın ifadesiyle, “bir başka deyişle insanlar, planlanmış
bir şiddet eylemini haklı görmeye çalışarak, vicdanlarını rahatlatmak
zorundadırlar.” İşte bu noktada, şiddet eyleminin öncesinde ya da sonrasında,
kişiye bu meşru zemini sağlayan bir metin oluşturma girişimleri kaçınılmaz
olarak ortaya çıkar. Bu metnin oluşumunda ise, çeşitli sosyo-ekonomik, tarihsel
ya da kültürel gerekçelerle dinsel argümanlar devreye girer. Böylelikle,
şiddete meşruiyet kazandı- ran bu metin, şiddete başvuranın zihninde, yapılan
eylemi şiddet hareketi olmaktan çıkarır; haklı ve gerekli bir eylem konumuna
sokar. Bu bağlamda kişi, etrafına da, yaptığı hareketin haklılığı ve
gerekliliği savını işleyen metni aktarır. (Gündüz, 2002: 35).
1.2.5. Siber
Terörizm
Siber
terörizm, siber boşluk ve terörizmin bileşimidir. Siber terörizm, siyasi ve
sosyal mercilere ve kişilere gözdağı vermek, baskı oluşturmak maksadıyla resmi birimlerin
bilgisayarlarına, network sistemlerine, bilgi ve veri tabanlarına yapılan
yasadışı tehdit ve zarar verici saldırılardır. Daha da ötesi, bir saldırının siber
terörizm olarak tanımlanması için bireye ya da mala karşı şiddet içermesi
gerekmektedir. En azından “korku yaratacak kadar hasara” yol açmalıdır. Siber
terör ölümcül olan ya da fiziki hasara yol açan, şiddetli ekonomik kayba neden
olan saldırılar olarak örneklenebilir. Kritik altyapı odaklarına yapılan ciddi
saldırılar yarattığı etkiye göre siber terörizm olarak tanımlanabilir. Önemli
olmayan servislere verilen rahatsızlıklar siber terörizm olarak tanımlanamaz.
“Siber terörizm” ile “hackerlık” arasındaki farkın anlaşılması son derece
önemlidir. Kişisel ya da kurumsal bilgisayar sistemlerine zarar veren, kayıtlı
bilgileri yok eden hacker saldırıları, siber terörizmde olduğu gibi politik
maksatlarla motive olmamaktadır. Protesto amacı taşımazlar, öldürmek ya da
yaralamak gibi amaçlar› yoktur. Ancak, hackerlık siber terörizmin tehlike
potansiyeli hakkında ipucu vermektedir. Teröristlerin, hackerların kullandığı
metotlara benzer metotlar kullanarak büyük hasara yol açabileceklerini
göstermektedir.
Şu
anki siber terörizm tehdidinin çok abartıldığını söylemek yanlış olmaz. Çünkü
bugüne kadar tek bir siber terör saldırısı kayıtlara geçmemiştir. Türkiye
açısından tehlike şimdilik uzak gözükmektedir. Kritik resmi birimler güvenlik
önlemlerini almıştır. Savunma ve istihbarat birimlerinin bilgisayar sistemleri
internet ortamından izole edilmiştir. Özel sektördeki sistemlerde güvenlik
eksiği mevcuttur ve saldırılara karşı savunmasızdırlar. Ancak bu sistemler de
beklenenden daha çabuk onarılma yeteneğine sahiptirler. Siber saldırıların pek
çoğunluğu bağımsız hekırlar tarafından gerçekleştirilmektedir ve pek azı
politik hedef içermektedir. Peki, bu küçük çaplı tehdit neden çok büyükmüş gibi
gösterilmektedir? Birincisi siber terör, siber saldırı gibi kavramlar insanların
hayal güçlerine çok çekici gelmektedir. İkincisi, medyanın hekırlık ile siber
terörizm kavramlarını sıklıkla karıştırması ve en küçük olayları abartan
başlıklar atmasıdır. Örneğin “16 yaşındaki bir çocuk böyle bir şey yaparsa, kim
bilir organize bir terör örgütü neler yapar” gibi gerçeği yansıtmayan
başlıklardır. Bilgisizlik üçüncü faktördür.
Siber terörizm, teknoloji ve terörizm
eksenlerini birleştirmektedir. Bir çok insan, üst düzey resmi görevli ve kanun
koyucular bunu tam olarak anlamamaktadır ve korkuya kapılmaktadır. Özellikle
ABD'de sayısız teknoloji şirketi toplu bir çöküş ve ulusal güvenlik endişesi
duyurarak bu çarkı döndürmekte ve federal birimlerden ödenek almaktadır. Hukuki
yürütme organları ve güvenlik uzmanları da sıklıkla halkı ulusal güvenlik
tehdidine inandırmaktadır.
Dördüncü
bir neden ise politikacıların rant amacıyla böyle bir endişeyi gündemde tutmaya
çalışmasıdır. Siber terörizm gelecekte günümüzdekinden daha fazla bir
potansiyele sahip olacaktır ve sanal dünyaların daha da bütünleştiği bir
ortamda çekiciliğini arttıracaktır. Örneğin bir terörist grup eş zamanlı olarak
bir tren istasyonunda bomba patlatarak, siber yöntemle de iletişim altyapılarına
zarar vererek olayın etkisini büyütebilecektir. Tabii bütün bunlar güvenlik
tedbirlerinin yetersiz kaldığı durumlarda gerçekleşebilir ve gelecekte böyle
bir eylemi gerçekleştirmek, bugün bir web sitesine zarar vermekten daha kolay
olabilir. Mevcut siber terörizm tehdidi karşısında fazla endişeye gerek yoktur.
Ancak teknolojik gelişmelerin son yıllarda özellikle bilişim sektöründe müthiş
atak yaptığı dikkate alınmalıdır.
Türkiye'nin
bu gelişmelere çok kolay adapte olduğu göz önüne alınırsa, gelecekte siber
terörizm Türkiye'de de hedef bulmakta zorluk çekmeyecektir. Özellikle özel
sektörde güvenlik zafiyeti olan birimler birincil hedefler arasına
girebilecektir. Paradoksal anlamda, terörle yapılan mücadelede elde edilen başarı
teröristleri siber terörizm gibi olağandışı yöntemlere yöneltebilir. Yapılması
gereken, siber terörizm tehlikesini iyi kavrayıp korku ve endişe yaratmadan
tehdit potansiyeline uygun çözümler üretmektir. Sonuç olarak, terör
uzmanlarının ifadesine göre; kaçırılan uçaklar, bomba yüklü kamyonlar ve
biyolojik silahlar en azından şimdilik siber terörizme kıyasla daha fazla
tehlikelidir. (www.tasam.org)
2.
TERÖRÜN
GELİR KAYNAKLARI
Terörist
gruplar çeşitli yöntemler ile para toplamaktadırlar. Hayatlarını devam
ettirebilmek ve amaçlarını gerçekleştirebilmek için finansman ihtiyaçlarını
farklı kaynaklardan sağlamaktadırlar. Suç işleyerek toplanan (haraç, uyuşturucu
trafiği ve adam kaçırma gibi), bağış veya hayır kurumu adı altında faaliyet
gösteren kurumlardan aktarılan paralar bu yöntemlere bazı örneklerdir.
Özellikle 19. yüzyılla birlikte kendilerine destek veren zenginler ve
fazlasıyla sempatizanlık duyan kişilerden elde ettikleri maddi kaynaklarla
finans açısından sıkıntı yaşamamışlardır (Gücenmez, 2014: 25). Yakalanma
riskinden dolayı bu paraların transferleri genellikle normal banka yolları ile
olmaz. Teröristler genelde kurye yolu ile veya gayri resmi havale sistemi ile
bu paraların transferlerini sağlar. Terörün finansmanı ile mücadele, sadece
terör hücrelerini dağıtmakla kalmaz, aynı zamanda onların faaliyetlerini,
oluşturdukları ağı ve özellikle kişileri radikalleştirip teröre destek
vermelerini sağlayan ilişkileri de önler (Çetinkaya, 2010: 22).
Kutlu’nun
çalışmasında yer verdiği terör örgütünün yasal kaynaklarından birisi de yayın
gelirleridir. Yayın ve satıştan elde edilen gelirler örgütlerin yasal gelirlerindendir.
Bu gelirler gazete, kitap, dergi gibi yazılı yayınların yanında radyo ve
televizyon gibi yayın araçlarıyla sağlanan gelirlerdir. Örgüt bu yayınlarla bir
yandan kendi propagandasını yapmakta, diğer yandan da bu yayınlardan almak
örgüte bağlılığının bir göstergesi olarak algılanmaktadır (Kutlu, 2010: 44).
2.2.
Terör
Örgütlerinin Finans İhtiyacının Nedeni
Terör
örgütlerinin asıl amaçları gelir elde etmek olmasa da faaliyetlerini
sürdürebilmek ve örgütün varlığının devamını sağlayabilmek için mali kaynaklara
ihtiyaçları vardır. Bu nedenle terör örgütleri finans sağlamak için fon sağlama
çabası içine girmektedirler (Yıldırım, 2012:57). Terörist eylemleri
belirlemenin ve engellemenin ilk adımı finans ihtiyaçlarının nedenlerinin
anlaşılmasıdır. Terörist örgütlerin finans ihtiyacı, sadece eylemlerini
gerçekleştirmek için değil, bunun yanında ideolojilerini ve örgütün varlığını
sürdürmek ve geliştirmek için de gereklidir.
2.3.
Terör
Örgütlerinin Yasa Dışı Finans Kaynakları
Yasa
dışı gelir getiren finans kaynakları suç ile elde edilen gelirlerdir. Gelir
getiren herhangi bir suç, terör örgütleri tarafından mali kaynak elde etmek
amacıyla kullanılabilir. Terör örgütleri bu suç faaliyetlerini organize suç
örgütleri ile birlikte ya da bizzat kendileri gerçekleştirebilirler (Yıldırım,
2012:83). Terör örgütlerinin yasal olmayan gelir kaynaklarından öne çıkanları;
uyuşturucu madde kaçakçılığı, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, silah,
sigara, alkol, akaryakıt ve değerli taş kaçakçılığı, gasp, soygun, hırsızlık,
adam kaçırma, fidye, haraç ve sahtecilik olarak sayılabilir. Son zamanlarda
kredi kartı dolandırıcılığı da terör örgütlerinin gelir kaynakları arasına
girmiştir.
3.
TÜRKİYE
EKONOMİSİNE ETKİLERİ
Terörizm
yalnızca insanları öldürmez, o aynı zamanda demokratik kurumlara gözdağı
vermekte, ekonomilerin altını oymakta ve bölgeleri istikrarsızlaştırmaktadır
(Tilly, 2004:5).
Terör,
ülkelerin kalkınmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Bir ülkede eğer gelir
dağılımı dengesi bozuluyorsa, ülkenin eğitim ve sağlık hizmetleri
yaygınlaşmıyorsa, konut ve sosyal güvenlik hizmetleri geriliyorsa, o ülkedeki
ulusal gelir artsa bile bir kalkınmadan bahsetmek mümkün değildir. Kalkınma
için gereken en önemli unsur güven ve barış ortamıdır. İnsanların kendilerini
güvende hissetmedikleri bir ortamda iktisadi faaliyetler istenen seviyede olmayacaktır
Terörün
ekonomik maliyetleri kapsamında akla ilk gelen unsur, terörün ekonomide
yarattığı belirsizlik ortamıdır. Bu ise, ekonominin bütün sektörlerinde kendisini
hissettirir. Yapılan bir araştırmaya (Blomberg, Hess vd, 2004:19) göre, terör
eylemleri arttıkça yatırımlar azalmakta, kamu harcamaları artmaktadır. Konuya
şirketler açısından bakılırsa; hammaddeden nihai mala kadar üretim zincirinin
her bir aşaması terör tehdidine açıktır. Simon’a göre (2002:56), çok uluslu
şirketlerin terör riski daha yüksektir, zira şirketler ve kurumsal semboller,
teröristler için daha çekici hedeflerdir. Gelişmiş finansal merkezler,
havaalanları, petrol dağıtım kanalları da aynı şekilde terör riski yüksek olan
alanlardır. Fabrikalara, üretim ve dağıtım merkezlerine bilgi işlem
sistemlerine, dağıtım kanallarına, hatta markalara, yazılımlara yapılacak bir
terör saldırısı, ölçülemeyecek derecede büyük zararlar doğurabilir.
Terör,
işlem maliyetlerini yükselten bir unsur olarak da karşımıza çıkmaktadır. Esasen
işlem maliyetlerini yükselten unsur terör saldırısının bizzat kendisi değil,
terörle mücadeledir. Terör örgütlerinin nerede hangi tür bir saldırıda
bulunacağı belirsiz olduğu için ülkenin tamamında teröre karşı önlemler alınmak
durumundadır. Örneğin gümrük kontrolleri arttırılır, güvenlik görevlisi sayısı
arttırılır, havaalanlarında daha gelişmiş detektörler alınmaya başlanır. Bu,
sadece maliyetleri arttırmakla kalmaz, aynı zamanda işlemleri de yavaşlatarak
ekonomiye yük olur.
Türkiye
Güney Doğu Anadolu Bölgesinin büyük bir bölümünde 1980’lerin ortasından
itibaren ayrılıkçı terörle mücadele etmektedir. Son zamanlarda öne çıkan bir
konuda terörle mücadelede yapılan harcamalar ve bu harcamaların Türkiye
ekonomisi ve bölge üzerindeki etkileridir. Bölgesel açıdan, 1980’lerden sonra
asker sayısının arttırılmasıyla birlikte köy koruculuğu sisteminin kurulması,
bölgede gelir seviyesinin ve satın alma gücünün artmasına neden olmuş olabilir.
Toplam talebin artması bölgenin gelir seviyesini de arttırmış olabilir. Türk
ordusunun varlığı bölgedeki eğitim ve sağlık alanında pozitif dışsallıklar
sağlamaktadır. Aynı şekilde bölgedeki Türk ordusunun varlığı nedeniyle altyapı
yatırımları ve servislerinin yapımı hızlandırılmış ve sivil amaçlar içinde
kullanılmaya başlanmıştır. Bu hizmetlerin sunulması esnasında bölge halkının
kullanılması istihdam üzerinde olumlu etki yaparak işsizliğin azalmasını
sağlamaktadır.
Özellikle
PKK terör örgütünün eylemleri 1990’dan sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge
halkını son derece mağdur etmiş ve bu bölgelerin/illerin sosyo-ekonomik
gelişmişlik sıralamasında geride kalmasının başlıca nedenleri arasında yer
almıştır. Terör eylemleri, tarımdan hayvancılığa turizmden insan göçüne kadar
her alanda olumsuz etkisini göstermiş ve bölge halkının yaşamında kırılma
noktasına neden olmuştur.
SONUÇ
Dünyada
yaşanan terör olaylarının birçok nedeni olmakla birlikte, özellikle
Türkiye’deki terör faaliyetleri, bulunduğu coğrafya ile yakından ilgilidir.
Ülkemiz; Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu üçgeninin içinde jeopolitik,
stratejik ve jeoekonomik önemiyle göz ardı edilemez bir ülkedir. Coğrafi açıdan
dünyada ve bölgede oluşabilecek her türlü güç yapısına göre büyük değerler
taşımakta, bu değerler kendisini sürekli olarak iç ve dış tehditlerle karşı
karşıya bırakmaktadır. Türkiye, 30 yıldan bu yana, terörün her türlüsü ile
mücadele etmektedir. Terör sorunu Türkiye’nin gücünü ve kaynaklarını başka
hedeflere yönlendirmesini engellemiş, siyasal istikrarı üzerinde bir tehdit
oluşturmuştur. Soğuk savaş döneminin sona ermesi ile birlikte tüm dünya
ülkeleri dışa açılımla birlikte ekonomik refaha ulaşırken, Türkiye, içe dönük
politikalarla ekonomik kaynaklarının çoğunu terörle mücadeleye harcamak zorunda
kalmıştır. Türk dış politikasının en önemli zaaf noktasını oluşturan terör
problemi; uluslararası ilişkilerinde güçlü, aktif bir Türkiye yerine,
çoğunlukla terör sorunlarını pazarlık haline getiren bir Türkiye yaratmış,
insan hakları ihlalcisi bir devlet olarak görülerek uluslararası imajının
bozulmasına ve baskılara maruz kalmasına neden olmuştur.
Gelişen
ekonomilerde devlet, piyasa hatalarını düzeltmenin yanında ekonomide bizzat
yatırım yaparak aktif rol oynamaktadır. Ekonomik kalkınmayı hızlandırmak için
özel ekonomik faaliyetleri yönlendirici ve teşvik edici politikalar
izlemektedir. Sanayileşmenin farklı aşamalarında stratejik sektörlerin ve
ürünlerin tespiti ve desteklenmesi önemlidir. Kalkınmada öncelikli sektör veya
rekabet ortamını oluşturma stratejilerinden hangisinin seçilmesi gerektiği
konusunda dünya ekonomisindeki gelişmeler ve ülkelerin ekonomik ve kurumsal
özellikleri dikkate alınarak ona göre politikalar izlenmelidir.
Türkiye
terör sorununu en uzun yaşayan ülkelerin başında gelmektedir. Bu süre zarfında
harcanan emek, sermaye ve enerjinin ülke kalkınmasına yönelik kullanılması
durumunda bugün çok farklı bir Türkiye olabileceği bir gerçektir.
KAYNAKLAR
Arıbaş,
C. (2007), 11 Eylül sonrasında
Uluslararası Terörizmle Mücadele İstihbaratın Öne Çıkan Rol ve Önemi Yüksek
Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Atlı, D. (2002), Terörle Mücadele Hizmetlerinde Toplam Kalite Yönetiminin
Uygulanabilirliği. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi; Kırıkkale Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kırıkkale.
Blomberg,
S. B., Hess, G. D., Weerapana,A. (2002). Terrorism from Within: An Economic
Model of Terrorism, European Journal of
Political Economy
Crenshaw,
M. (2011), Explaining Terrorism Causes
Processes and Consequences, New York: Routledge Taylor Francis Group.
Çakar,
M. (2004), Siyasal İslam, Çatı
Kitapları, İstanbul.
Çetinkaya,
İ. (2010), Ekonomik ve Politik
Faktörlerin Uluslararası Terörizm Üzerine Olası Etkileri, Yayımlanmış
Doktora Tezi, Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Aydın.
Çitlioğlu,
E. (2006), Gri tehdit Terörizm, Ümit
Yayıncılık, Ankara
Dilmaç, S. (1997), Terörizm Sorunu ve Türkiye, EGM Yayınları, Ankara
Dilmaç, S. ve Muzaffer, E. (2006), Devlet Güvenliği Terörizm ve İstihbarat,
EGM Yayınları, Ankara.
Dönmezer,
S. (1980), Milletlerarası Tedhişçilik, İstanbul
Hukuk Fakültesi Mecmuası. Sayı: 144, ss.55-70.
Elik,
H. (2004), Dini Özünden Okumak, Dr.
İbrahim Bodur Kale Seramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı Yayınları,
İstanbul.
Gün,
Ö. R. (2000), Uluslararası Terörizm: Dünya Savaşının Yeni Boyutu. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Dergisi. 2(4), ss.80-81.
Gücenmez, B. (2014), Terörizmin Finansmanı. PKK, ETA ve IRA Terör Örgütlerinin Karşılaştırılması.
Yüksek Lisans Tezi, Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
Gündüz,
Şinasi, (2002), Hristiyanlıkta Şiddetin Meşruiyet Zemini. İslamiyet Dergisi, 5 (1): 35-57.
Güvenir,
O. (1980), Türkiye’de Terör.
Gazeteciler Cemiyeti Yayını, İstanbul
Kirman,
M. A. (2004), Küresel Bir Sorun Olarak Din ve Şiddet. Dinî Araştırmalar Dergisi, 7 (20): 315-333
Kutlu,
R. (2010), Uluslararası Terörizm ve 11
Eylül Sonrasında Türkiye’nin Terörizmle Mücadelesi. Yüksek Lisans Tezi,
Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Trabzon.
Muratoğlu,
E. (2007), 11Eylül Sonrası Terörizmin
Kazandığı Yeni Boyut ve Uluslararası Terörizmin Türkiye’ye Yansımalar.
Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Isparta.
Özçelik, Ü. (1998), Yaşamda Alternatif Dergisi,
Simon, H. (2002). Terrorism
Hurts World Trade, Transatlantic International Epolitik, 2002 (3).
Tilly,
C. (2004), Terror, Terrorism, Terrorist,
Sociological Theory, Vol. 22, No. 1.
Topal,
A. H. (2004), Uluslararası Hukukta Devlet
Destekli Terörizme Karşı Kuvvet Kullanma. Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Ankara.
Yayla,
A. (1990), Terör ve Terörizm Kavramına Genel Bakış. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dergisi, 45(1),
ss.335-385.
Yıldırım,
Z. (2012) Hukuksal Açıdan Terörizmin Finansmanının Önlenmesi. Adalet Yayınevi,
Ankara
http://www.tdkterim.gov.tr. Erişim
tarihi: 05.05.2018
Yorumlar
Yorum Gönder