Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerinde Yunanistan Faktörü
Tolga KOÇ
MART, 2018
ÖZET
Bu
ödevin amacı, günümüzde Türk dış politikasının önem arz eden iki konusu olan
Türkiye-AB ilişkileri ile Türk-Yunan sorunları arasındaki bağlantıyı ve
Yunanistan faktörünün Türkiye-AB ilişkilerinde oynadığı rolü inceleyerek ortaya
çıkarmaktır.
Ayrıca
bu ödevi yapmaya vazifeli üç kişi olarak, ödevin tamamı üç parçaya taksim
edilerek araştırılması ve bireylerin araştırma konusunu ödev şeklinde
hazırlayıp danışman Prof. Dr. Yücel Bozdağlıoğlu’na sunulması
kararlaştırılmıştır.
I.
TÜRK-
YUNAN SORUNLARINA BİR BAKIŞ
1.1.Ege Denizine İlişkin
Sorunlar
Ege
Denizi’ne ilişkin sorunların temelinde, Yunanistan’ın Türkiye’nin Ege’deki hak
ve çıkarlarını tamamen gözardı ederek Egenin tamamını bir “Yunan Denizi” haline
dönüştürme isteği yatmaktadır. Türkiye ise Ege’nin iki devletin ortak denizi
olduğunu ve Ege’deki yaşamsal çıkarlarından vazgeçmesinin mümkün olmadığını
belirtmektedir. Dolayısıyla iki ülke devleti arasında Ege Denizi’nde cereyan
edecek sorunlar meydane gelmiştir.
Ege
denizi sorunlarını şu başlıklar altında ele almak mümkündür:
1) Karasuları
sorunu,
2) Kıta
sahanlığı sorunu,
3) Hava
sahası sorunları,
4) Gayri
askeri statüdeki adalrın silahlandırılması sorunu,
5) Egemenliği
uluslararası anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklar
sorunu.(Büyüksağnak,2002:36)
1.1.1.Karasuları
Sorunu
Türkiye ve Yunanistan arasındaki
deniz sınırı henüz bir anlaşmayla belirlenmemiştir.
Şu anda, hem Türkiye hem de
Yunanistan karasularının Ege Denizi’ndeki genişliği 6 deniz milidir.
Türkiye’nin ve Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki sahillerinin coğrafi konumu
birbirine yan yana ve aynı zamanda karşı karşıyadır, bu da bir sınırlandırmayı
gerekli kılmaktadır.
Deniz
alanlarının kesiştiği ya da bir noktada birleştiği yerlerdeki yakın ya da
karşıt konumlar arasında bulunan deniz alanları sınırlarının anlaşmayla
belirlenmesi gerekliliği uluslararası hukukun temel bir kuralıdır. Bununla
birlikte, Ege Denizi örneğinde, sahillerin karşıt olduğu alanların yanı sıra
sahillerin bitişik olduğu bölgelerde de karasuları çerçevesinde Türkiye ve
Yunanistan arasında herhangi bir deniz sınırı mevcut değildir.
Karasularının
12 deniz miline çıkarılması, Ege Denizi’ndeki çıkar dengelerini Türkiye’nin
aleyhine orantısız bir şekilde değiştirecektir. Şu anda, sahip olduğu birçok
ada sebebiyle, Yunanistan’ın karasuları Ege Denizi’nin %40’ını oluşturmaktadır.
Karasularının 12 deniz miline çıkarılması durumunda bu oran %70’e
yükselmektedir. Bu durumda açık deniz büyüklüğü %51’den %19’a düşerken,
Türkiye’nin karasuları da Ege Denizi’nin %10’undan daha az kalmaktadır.
·
Türkiye’nin
Karasuları Sorununa Yaklaşımı
Karasuları genişliği, denizlerin coğrafi özellikleri
göz önünde bulundurularak tespit edilmelidir. Böyle bir tespit ise, Ege’de
tarihi oluşum içerisinde yapılmıştır ve karasularının 6 deniz mili olduğu kesin
hükme bağlanmıştır. Türkiye, 6 deniz milinin üzerindeki bir genişlik esasını,
egemenlik haklarına tecavüz olarak kabul etmektedir. BMDHS’nin 3. Maddesi ile
esasen “ karasuları genişliği 12 deniz
milidir” değil, “12 deniz miline kadar genişletilebilir” denmektedir. Bu
yaklaşım 12 deniz milinin her denizde uygulanamayacağının dolaylı itirafı
anlamına gelmektedir.
·
Yunanistan’ın
Karasuları Sorununa Yaklaşımı
Yunanistan,
12 deniz mili genişlik esasının genel kural oluşturduğunu ve BMDHS’nin 3.
Maddesinin teamül hukukunun bir hükmü olduğunu iddia etmekte, bu nedenle
karasuları genişliğinin 12 deniz mili olarak belirlemenin, kıyı devletinin
takdir yetkisine girdiğini ve kıyı devletinin bu yöndeki yetkisini dilediği
gibi kullanabileceği tezini savunmakta ve Ege’de böyle bir sorunun varlığını
kabul etmemektedir.
1.1.2.Kıta Sahanlığı Sorunu
Ege’deki
deniz yetki alanları ile ilgili bir başka temel sorun Türkiye ve Yunanistan
arasındaki kıta sahanlığı sınırının belirlenmesi konusudur.
Ege’de
Türkiye ve Yunanistan’a ait kıta sahanlığının sınırları henüz belirlenmemiştir.
Şu anda ne Türkiye ne de Yunanistan Ege’de 6 deniz mili mesafesindeki
karasularınının ötesinde, sınırlandırılmış bir deniz yetki alanına sahip
değildir.(T.C. Dışişleri Bakanlığı,2011)
Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı
sorununun temelinde 1973 yılında petrol fiyatlarının Arap ambargosu nedeniyle
ani yükseliş gösterdiği bir dönemde, Yunanistan’nın Kuzey Ege’de yer alan Taşoz
Adası açıklarında petrol yatakları olduğunu bulması yatmaktadır(Schmitt, 1996).
Kısa bir süre sonra, Türk Hükümeti tarafından Ege’nin açık deniz sahalarında ve
Türkiye’nin kıta sahanlığında bulunan 27 bölgede petrol araması yapmak üzere
TPAO’ya arama ruhsatı verilmesi ve bu ruhsatın da haritasıyla birlikte Resmi
Gazete’de(Resmi Gazete, 1 Kasım 1973, S.14699) yayınlanması ile sorun
büyümüştür. Söz konusu saha; Ege’de Semadirek, Limni, Midilli, ve Sakız Adaları
arasında ve adaların karasuları dışında kalan sahadır.
·
Türkiye’nin
Kıta Sahanlığı Sorununa Yaklaşımı
Türkiye, Yunanistan ile arasındaki kıta sahanlığı
sorununun ikili görüşmelerle çözümlemesinden yana olup aşağıdaki belirtilen
görüşleri savunmaktadır.
Ege Denizi Kıta sahanlığı bir bütün olarak ele
alınmalıdır Türkiye'nin Batı sahillerini kuzeyden güneye bir dizi halinde
kapatan Adalar grubunun kendilerine ait bir kıta sahanlığı yoktur bu Adalar
Anadolu'nun doğal uzantısının Deniz üstünde kalan çıkıntıları olup Anadolu'nun
kıtasını üzerindedir. Türkiye Ege'de Yunanistan'ın öne sürdüğü eşit uzaklık
ilkesini uygulamak yükümlülüğü altında değildir. Ege Denizi kıta sahanlığının
sınırlandırılması bir bütün olarak ve milletlerarası hukuk kurallarına uygun
Nisfet ilkeleri uyarınca görüşmeler yoluyla gerçekleştirilmelidir.
·
Yunanistan’ın
Kıt Sahanlığı Sorununa Yaklaşımı
Yunanistan'ın Ege Denizine ilişkin Tek sorun olarak gördüğü kıta
sahanlığı konusunda ileri sürdüğü tezler ve bu tezlerin dayanak noktaları şu
şekildedir.Anadolu kıyılarına yakın bulunan ve kuzeyden güneye doğru sıralanan
adalar grubu Yunanistan ülkesinin ayrılmaz birer parçasıdır. bu Adalar üzerinde
Yunanistan'a ait olan ülkesel egemenlik hakkı adaların Kıta sahanlığı hakkını
da kapsar Kıta sahanlığı haklarının sınırlandırılmasında kıta Ülkesi ile ada
ülkesi arasında bir ayırım gözetilmez Türkiye ile Yunanistan arasındaki
Uyuşmazlık, Ege Denizi kıta sahanlığının
sınırlandırılması sorunu olmayıp bu adalarla Türkiye arasındaki kıta
sahanlığının sınırlandırılması sorunudur.
1.1.3.Hava
Sahası Sorunu
Yunanistan, 1931 yılında çıkarmış olduğu bir
kraliyet kararnamesiyle Ege’deki hava sahasını 10 mile çıkarmıştır. Yunanistan
bu ulusal düzenlemesini, 44 yıl sonra 1975 yılında havacılık bilgi yayınıyla tüm
dünyaya duyurmuş ve uyulmasını talep etmiştir. Yunanistan halihazırda
karasularının 6 mil olarak belirlerken, hava sahasının 10 mil olduğunu iddia
etmektedir. Dünyada benzeri olmayan, hiçbir uluslararası hukuk ile bağdaşmayan
bu farklı uygulamaya, doğal olarak hiçbir devlet ve Türkiye uymamaktadır. Hatta
Yunanistan tarafından yapılan bir yazılı soruya cevaben Aralık 1996’da ABD, Yunan hava sahasını 6 mil
olduğunu resmen açıklamıştır.
Ege’deki diğer bir hava sahası sorunu olarak
nitelendirilen “uçuş bilgi bölgesi”(FIR-Flight Information Region) sorunu 1974
yılında ortaya çıkmıştır.1974 yılına kadar bir problem oluşturmayan FIR hattı,
Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türkiye’nin güvenliğini tehdit etti. Türkiye 6
Ağustos’ta yayınladığı NOTAM (Notice to Airmen: Havacılara İhtar Bildirimi) ile
yeni bir FIR hattı oluşturdu. Bu hatta göre; Türkiye yönünde uçuş yapan her uçak
Türk kıyılarına 50 mil kala durumunu ve uçuş planını Türk yetkililerine
bildirecekti.
Yunanistan ise Kıbrıs Barış Harekatı’ndan
sonra, 16 Ağustosta Ege Denizi’nin tümünü “tehlikeli bölge” ilan ederek ve
bölgede FIR hizmetlerini durdurarak Ege semalarını uluslararası hava trafiğine,
dolayısıyla da Türk sivil ve askeri uçaklarına kapattı. Türkiye’nin Ege’deki
haklarını zedeleyen bu durum, özellikle sivil havacılık yönünden çeşitli
zorluklarla karşılaşılmasına ve iki ülke arasında da yeni bir sorunun ortaya
çıkmasına yol açtı.(Tarih Bilimi,2015)
KAYNAKLAR
Büyüksağnak, B.(2002). Avrupa Birliği İlişkilerinde Yunanistan Fakörü. Yüksek Lisans Tezi,
Deniz bilimleri ve işletmeciliği enstitüsü ve İstanbul Üniversitesi.
T.C. Dışişleri Bakanlığı (2011). Başlıca Ege
Sorunları http://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa
Tarih Bilimi (2015). Kıta
Sahanlığı Sorunu http://www.tarihbilimi.gen.tr/makale/kita-sahanliği-sorunu/

Yazacagim makalemde faydali olacagini dusunuyorum tesekkur ederim başarilar
YanıtlaSilRica ederim
Sil